BUHARKENT (AYDIN İLİ VE İLÇELERİ)

Buharkent nüfusunun temelini teşkil eden, Ortakçı köyü 1901 yılı Eylül ayının 14. gününü 15. gününe bağlayan gecede büyük bir deprem geçirmiştir. Bu depremde 53 kişi hayatını kaybetmiş, köy oturulamaz hale gelmiştir.

Burhaniye adını alması da dönemin Padişahı 2. Abdülhamit'in 18. oğlu olan Burhanettin'e izafeten almıştır. Diğer bir rivayete göre, kurulmasında özel ilgi gösteren İzmir Valisi Kamil Paşanın oğlu Burhanettin'den Burhaniye adını aldığı söylenmektedir.


Kuruluşundan hemen sonra bünyesinde büyük bir nüfus toplayan ve ona paralel olarak gelişen Burhaniye'de 2. Meşrutiyetin ilanına müteakip 1908 yılında belediye statüsüne kavuşmuştur.

1 Mart 1954'de halkın isteği doğrultusunda Burhaniye'ye ikinci defa belediye teşkilatı kurulmuştur.

1955 yılına kadar Kuyucak ilçesine bağlı bir kasaba olarak kalan Burhaniye 1955 yılında, 8 bağlı köyü ile birlikte Bucak teşkilatına kavuşmuştur.
Bu zaman içerisinde 1 Mart 1942 yılına kadar Nazilli İlçesine, bu tarihte Nazilli ilçesinden ayrılarak Denizli - Sarayköy ilçesine bağlanmış, 1 Mart 1953 yılında Kuyucak'ın ilçe olması üzerine Kuyucak ilçesine bağlanmıştır.
Burhaniye kasabası 18 Haziran 1987 tarihinde yürürlüğe giren 3392 sayılı Kanunla ilçe teşkilatı statüsüne kavuşarak 3 Eylül 1988 tarihinde fiilen teşkilatlanarak Buharkent ilçesi olmuştur.
Toplam yüzölçümü 121 Km2, İlçe merkezinin rakımı ise 160 metredir.
2000 Yılı Nüfus Sayımı sonuçlarına 12 984 kişi yaşayan ilçede 1 bağlı belediye ve 8 köy bulunmaktadır.
İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Sahip olduğu arazinin büyük bir kısmı sulanamayan kıraç, ormanlık alanlarla kaplıdır. İlçede 1968'de başlayan tavukçuluk faaliyeti ile 80'e yakın olan tavuk çiftliklerinde çalışanlarla birlikte 400'e yakın aile geçimini bu alanda sağlamaktadır. Genellikle yumurta tavukçuluğu yapılmaktadır. Son yıllarda et tavukçuluğu da gelişmeye başlamıştır.



BUHARKENT (AYDIN İLİ VE İLÇELERİ)

Buharkent nüfusunun temelini teşkil eden, Ortakçı köyü 1901 yılı Eylül ayının 14. gününü 15. gününe bağlayan gecede büyük bir deprem geçirmiştir. Bu depremde 53 kişi hayatını kaybetmiş, köy oturulamaz hale gelmiştir.

Burhaniye adını alması da dönemin Padişahı 2. Abdülhamit'in 18. oğlu olan Burhanettin'e izafeten almıştır. Diğer bir rivayete göre, kurulmasında özel ilgi gösteren İzmir Valisi Kamil Paşanın oğlu Burhanettin'den Burhaniye adını aldığı söylenmektedir.


Kuruluşundan hemen sonra bünyesinde büyük bir nüfus toplayan ve ona paralel olarak gelişen Burhaniye'de 2. Meşrutiyetin ilanına müteakip 1908 yılında belediye statüsüne kavuşmuştur.

1 Mart 1954'de halkın isteği doğrultusunda Burhaniye'ye ikinci defa belediye teşkilatı kurulmuştur.

1955 yılına kadar Kuyucak ilçesine bağlı bir kasaba olarak kalan Burhaniye 1955 yılında, 8 bağlı köyü ile birlikte Bucak teşkilatına kavuşmuştur.
Bu zaman içerisinde 1 Mart 1942 yılına kadar Nazilli İlçesine, bu tarihte Nazilli ilçesinden ayrılarak Denizli - Sarayköy ilçesine bağlanmış, 1 Mart 1953 yılında Kuyucak'ın ilçe olması üzerine Kuyucak ilçesine bağlanmıştır.
Burhaniye kasabası 18 Haziran 1987 tarihinde yürürlüğe giren 3392 sayılı Kanunla ilçe teşkilatı statüsüne kavuşarak 3 Eylül 1988 tarihinde fiilen teşkilatlanarak Buharkent ilçesi olmuştur.
Toplam yüzölçümü 121 Km2, İlçe merkezinin rakımı ise 160 metredir.
2000 Yılı Nüfus Sayımı sonuçlarına 12 984 kişi yaşayan ilçede 1 bağlı belediye ve 8 köy bulunmaktadır.
İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Sahip olduğu arazinin büyük bir kısmı sulanamayan kıraç, ormanlık alanlarla kaplıdır. İlçede 1968'de başlayan tavukçuluk faaliyeti ile 80'e yakın olan tavuk çiftliklerinde çalışanlarla birlikte 400'e yakın aile geçimini bu alanda sağlamaktadır. Genellikle yumurta tavukçuluğu yapılmaktadır. Son yıllarda et tavukçuluğu da gelişmeye başlamıştır.



BABALAR GÜNÜ...(PSİKOLOG BARIŞ SAMANCI YAZISI...)

Aydın Kuşadası'nda faaliyet gösteren Psikolog Barış SAMANCI'nın "Babalar Günü" ile ilgili yazısı...

“Babanın gizlediği şey, oğulda açığa çıkar” der Nietszche.
Oysa popüler kültürün insanlara dayattığı şey ise baba figürünün öneminden daha ziyade babalar gününde babanıza alacağınız hediyeyi kredi kartınıza kaç taksitle alacağınız yada ona mutlaka bir hediye almanız gerektiğidir zira bir markanın babalar günü için hazırlattığı afiş ile oluşturmaya çalıştığı gibi ona borçlusunuzdur; o olmasaydı portakal kabuğunda vitamin olarak kalabilirdiniz.


Anneler Günü kadar eski olmasa da Babalar Gününün de bir geçmişi olduğu bilinmekte. Bazı araştırmacılar tarih belirtmezken Babalar Gününün Batı Virginia'da ortaya çıktığını savunuyor. Batı Virginia'da yaşayan John Dowdy'nin annesi öldükten sonra onun yerini alan ve hayatını çocuklarına adayan babası için böyle bir gün kutlanmasını istediği söyleniyor.

“Anne’nin yerini almak” ; babalar gününün çıkış noktasının anne yitiminden sonra anne rollerini üstlenmek zorunda kalan bir baba olduğu düşüncesi Thedor Hesburgh’un “Bir babanın çocukları için yapabileceği en büyük iyilik, onların annelerini sevmektir” sözünü anımsatıyor.

Ve bu sözü hatırlatarak tüm babaların babalar gününü kutlarken, bir babanın yokluğunun oğulda neleri oluşturabileceğini anlatan Cemal Süreyya’nın şiiri yerine, varlığının oğulda neleri açığa çıkarabileceğini görmek adına babaya dair yazılmış olan diğer bir şiiri; Can Yücel’in şiirini tüm babalara bir kere daha hatırlatıyoruz;

Hayatta ben en çok babamı sevdim.

Hayatta ben en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla ha düştü ha düşecek
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim
Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici hep, hep acele işi
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezber ettim gurbeti

Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul'a
Bi helallaşmak ister elbet , diğ'mi oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy'nunu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,

En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim
Hayatta ben en çok babamı sevdim

http://www.barissamanci.com/


BABALAR GÜNÜ...(PSİKOLOG BARIŞ SAMANCI YAZISI...)

Aydın Kuşadası'nda faaliyet gösteren Psikolog Barış SAMANCI'nın "Babalar Günü" ile ilgili yazısı...

“Babanın gizlediği şey, oğulda açığa çıkar” der Nietszche.
Oysa popüler kültürün insanlara dayattığı şey ise baba figürünün öneminden daha ziyade babalar gününde babanıza alacağınız hediyeyi kredi kartınıza kaç taksitle alacağınız yada ona mutlaka bir hediye almanız gerektiğidir zira bir markanın babalar günü için hazırlattığı afiş ile oluşturmaya çalıştığı gibi ona borçlusunuzdur; o olmasaydı portakal kabuğunda vitamin olarak kalabilirdiniz.


Anneler Günü kadar eski olmasa da Babalar Gününün de bir geçmişi olduğu bilinmekte. Bazı araştırmacılar tarih belirtmezken Babalar Gününün Batı Virginia'da ortaya çıktığını savunuyor. Batı Virginia'da yaşayan John Dowdy'nin annesi öldükten sonra onun yerini alan ve hayatını çocuklarına adayan babası için böyle bir gün kutlanmasını istediği söyleniyor.

“Anne’nin yerini almak” ; babalar gününün çıkış noktasının anne yitiminden sonra anne rollerini üstlenmek zorunda kalan bir baba olduğu düşüncesi Thedor Hesburgh’un “Bir babanın çocukları için yapabileceği en büyük iyilik, onların annelerini sevmektir” sözünü anımsatıyor.

Ve bu sözü hatırlatarak tüm babaların babalar gününü kutlarken, bir babanın yokluğunun oğulda neleri oluşturabileceğini anlatan Cemal Süreyya’nın şiiri yerine, varlığının oğulda neleri açığa çıkarabileceğini görmek adına babaya dair yazılmış olan diğer bir şiiri; Can Yücel’in şiirini tüm babalara bir kere daha hatırlatıyoruz;

Hayatta ben en çok babamı sevdim.

Hayatta ben en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla ha düştü ha düşecek
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim
Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici hep, hep acele işi
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezber ettim gurbeti

Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul'a
Bi helallaşmak ister elbet , diğ'mi oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy'nunu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,

En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim
Hayatta ben en çok babamı sevdim

http://www.barissamanci.com/


SULTANHİSAR (AYDIN İLİ VE İLÇELERİ)

"Aydın İlinin ilçeleri arasında olan Sultanhisar zeytini, inciri, üzümü ayrıca küçük ölçekli fabrikaları ile kendinden söz ettiriyor..."

1958 yılına kadar Nazilli ilçesine bağlı bir bucak merkezi olan Sultanhisar, 1958 yılında ilçe olmuştur. Sultanhisar 1270 yılında Selçuklular tarafından kurulmuş yakın tarihimizin bir kültür merkezidir.


1425 yılında Osmanlı İmparatorluğu hakimiyeti altına girmiştir. Aydın Bey'in kızlarından Nilüfer Sultanın hisarıdır. Bu güzel şehir onun eseri olup, kasaba ismini böylece Sultanhisar olarak almıştır.


Yüzölçümü 267 Km2, ve rakımı 84 m'dir. 2000 Yılı Nüfus Sayımı sonuçlarına göre 22 795 kişi yaşayan ilçede 3 bağlı belediye ve 11 köy bulunmaktadır.

İlçede yetiştirilen belli başlı ürünler Akdeniz ve Ege Bölgelerinin özelliklerini taşıyan zeytin, incir, üzüm, narenciye ve pamuktur. İlçede Türkiye'de yetişen her türlü ürün yetiştirilmektedir.

İlçenin sanayisi tarıma dayalıdır. Bunlar zeytinyağı fabrikaları, pamuk çırçır fabrikaları, tarım ürünleri mumlama ve paketleme tesisi ve incir işletmeleridir. Bunlardan başka bir emaye, bir jant ve bir dişli fabrikası mevcuttur.



SULTANHİSAR (AYDIN İLİ VE İLÇELERİ)

"Aydın İlinin ilçeleri arasında olan Sultanhisar zeytini, inciri, üzümü ayrıca küçük ölçekli fabrikaları ile kendinden söz ettiriyor..."

1958 yılına kadar Nazilli ilçesine bağlı bir bucak merkezi olan Sultanhisar, 1958 yılında ilçe olmuştur. Sultanhisar 1270 yılında Selçuklular tarafından kurulmuş yakın tarihimizin bir kültür merkezidir.


1425 yılında Osmanlı İmparatorluğu hakimiyeti altına girmiştir. Aydın Bey'in kızlarından Nilüfer Sultanın hisarıdır. Bu güzel şehir onun eseri olup, kasaba ismini böylece Sultanhisar olarak almıştır.


Yüzölçümü 267 Km2, ve rakımı 84 m'dir. 2000 Yılı Nüfus Sayımı sonuçlarına göre 22 795 kişi yaşayan ilçede 3 bağlı belediye ve 11 köy bulunmaktadır.

İlçede yetiştirilen belli başlı ürünler Akdeniz ve Ege Bölgelerinin özelliklerini taşıyan zeytin, incir, üzüm, narenciye ve pamuktur. İlçede Türkiye'de yetişen her türlü ürün yetiştirilmektedir.

İlçenin sanayisi tarıma dayalıdır. Bunlar zeytinyağı fabrikaları, pamuk çırçır fabrikaları, tarım ürünleri mumlama ve paketleme tesisi ve incir işletmeleridir. Bunlardan başka bir emaye, bir jant ve bir dişli fabrikası mevcuttur.



Popüler Yayınlar ( EN 10)

ip adresim

Ziyaretçilerimizin IP Konumları